HacUmreHaber.com
Türkiye'nin İlk Hac ve Umre Haber Portalı

Kuranı Kerim ne zaman yazılı kitap haline geldi

Kuranı Kerim ne zaman yazılı kitap haline geldi? Kıraat çeşitleri El-Kıraatü'ş-Şazze ne demektir? Şaz kıraat nedir?

0

Kuranı Kerim ne zaman yazılı kitap haline geldi? El-Kıraatüş Şazze ne demektir? Şaz kıraat nedir?

1 Soru 1 Cevap

Soru : Prof. Hamdi Döndüren’in “İnsanlığa Son Çağrı” isimli mealinde Maide suresi’nin 89. ayetinin dip notunda “şaz kıraat” diye bir terim yazılmış. Açıklamasında Hz. Ebu Bekir döneminde Kur’an toplanırken tek şahidi olduğu için Kur’an’a alınmayan bir takım ayetlerden bahsediyor…

Bu rivayetler akla şunu getiriyor. Acaba Kur’an tam vahyedilmesine rağmen şehit düşen vahiy katiplerinden ve yeterli tanık bulunamamasından mushafa alınmamış olabilir mi? Cevabınız olumlu olursa o zaman da Kur’an eksik kitaplaştırılmış olmaz mı? Kesin olarak bildiğimiz Kur’an da bir eksik yoktur. Bu konudaki hakikat nedir? Biz Kur’an’ın korunduğuna ve bize kadar eksiksiz geldiğine inanıyoruz.

 Cevap : Şaz kıraatın doğru anlaşılması için Arap yazısının geçirdiği değişim serüveninin bilinmesine ihtiyaç vardır.

Elbette Hz. Muhammed (a.s) ilk günden ve ilk vahiyden itibaren gelen ayetleri hangi sureye ve nasıl yazılması gerekiyorsa öylece yazılmıştır. Fakat Kureyş’in kullandığı yazı biçiminde nokta ve hareke olmadığından Arapçayı iyi bilmeyen insanlar onu doğru okumakta zorlanıyorlardı. Bu nedenle sadece yazılmakla zaptedilmiyor; bizzat peygamberin onu nasıl telaffuz ettiğini dinleyerek ezberliyorlardı. Arapların hafıza gücü ve ezber kabiliyetinin çok ileri olduğu da bilinmektedir. Gelen ayetler Müslümanlarca hem yazılarak hem de ezberlenerek naklediliyordu. İlk Müslümanlar arasında bile bu böyle idi. Hz. Ömer’in Müslüman olmasında rol oynayan kız kardeşi ve eniştesinin yeni gelen “Taha” suresini okuyor olmaları bunun tarihi kanıtıdır.


Ancak İslam’ın Medine hayatından sonra fetihlerle yayılması ve Arap olmayanların Müslüman olmasıyla ortaya çıkan yeni durum farklılıklar göstermeye başlamıştı. Arap diline vakıf olmayan insanlar nokta ve hareke olmayan Kur’an metnini okurken bazı hatalar yapıyorlardı. Bu her dil için geçerli olan bir şeydir. Dilin özelliklerine ve kelime hazinesine sahip olan kimse, cümle içindeki kelimenin nasıl okunacağını ve kelimedeki harfin –ı- mı ,-i-mi, olduğunu bilir. Dile hakim olmayan kimse ise, bunu yapamaz. Durum böyle olunca da herkes kendi okuduğunun yani kıraatinin doğru olduğunu zanneder.

 

Kuranı Kerim ne zaman yazılı kitap haline geldi?

 

Kıraat farklılıkları Hz. Osman zamanında had safhaya varınca, bunların ortadan kaldırılması için Hz. Ebu Bekir (r.a) tarafından peygamberimizin vefatından altı ay geçmeden iki kapak arasına alınıp ismine imam denen Mushaf Hz. Osman tarafından Hz. Hafza’dan alınarak teksir edilip belli merkezlere gönderilmiştir. Böylece oralarda zuhur eden farklı okuyuşların ortadan kaldırılması temin edilmiştir.

Bu işin daha köklü çözümü Ümeyye oğulları döneminde Haccac Yusuf (zalim Haccac) tarafından yapılmıştır. Kur’an’a nokta ve harekeleri koyarak herkesin metni rahat ve düzgün okuması temin edilmiştir.

Ancak bu okuyuşlar arasında manaya zarar vermeyecek okuma biçimleri de ortaya çıkmış. Bu Kur’an ayetlerini eksiltme ve fazlalaştırma anlamında olmayıp sadece ifade ediş biçimi değişik fakat mana içerik olarak aynı idi. Örneğin; Fatiha suresindeki “maliki yevmiddin” ifadesini “meliki yevmiddin” şeklinde okumak gibi.

İlgili Haberler...

Bununla birlikte Kur’an hem yazı hem de hafızların Rasulullahtan işittiği gibi sözlü ifade biçimiyle aynen nakledilmeye çalışılmıştır. “Yazı ve Sema” = yazmak ve okumak hep birlikte yapılmıştır. Bunların dışında sahabelerin kendilerine özel yazdığı Mushaflar da olmuştur. İbni Mesud ve İbni Abbas gibi. Bunlar kendi Mushaflarına kendilerine özgü notlar ekleyerek, ayetin kastını daha açık ifade için tefsir mahiyetinde açıklamalar da yapmışlar. Bunu raviler, zamanla Kur’an’ın asıl metnine karıştırarak farklılıklar ortaya çıkarmışlardır.

Örneğin; Bakara 198. ayetinin arkasına “hac mevsiminde ” ifadesi eklenmiştir. Ayetin manasına bakıldığında bu ilaveye gerek kalmadan bunun hacc mevsiminde olduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir ilave İbni Abbas’ın kendine ait notu iken sonraları metnin aslındanmış gibi yaygara koparılmıştır. Bu kıratlara yani okuma biçimlerine şaz kıraat ve görüşlere de şaz görüş ve rivayetler denmektedir ki bunların dini bakımdan hiçbir bağlayıcılığı ve kıymeti harbiyesi yoktur. Asıl bellidir. Resmen iki kapak arasına alınan Hz. Ebu Bekir ve Osman ( r.a) Mushaflarında böyle bir şey söz konusu değildir.

Kuranı Kerim ne zaman kitap haline getirildi 2
Kuranı Kerim ne zaman kitap haline getirildi 2

 

 

 

 

 

 

 

El-Kıraatü’ş-Şazze ne demektir?


Tevatüre dayanmayan gramere dayanan kıraatlere “El-
Kıraatü’ş-Şazze” denir ve bu kıratların namazlarda okunması caiz değildir. Dini bakımdan hiçbir kıymeti harbiyesi ve bağlayıcılığı yoktur.

Bu konuların şuyu ve vukuunda müsteşriklerin gayretiyle politik bir takım sebeplerin olmadığı da düşünülemez. İslam’a ve onun tek kaynağı olan Kur’an’a çamur atmak isteyen insanların varlığı ilk dönemden beri varola gelmiştir. “Çamuru at da tutmasa da izi kalır” mantığıyla hareket edenler her safhada kendilerine bir avuntu bulmuşlardır. Bunların çoğunluğu müsteşriklerdir. İslam’a inanmayan ve İslam’ı kendilerine rakip gören kimselerin bundan başka ne yapması beklenir ki? İnsanların kafasına şüphe sokmak onların en temel görevleridir. Dinimizi müsteşriklerden öğrenmek gibi bir cehaletten Allah’a sığınmak gerekir.


Kuranı Kerim ne zaman ilk kez toplandı?


Kur’an’ın ilk toplanmasına gelince Yemame savaşından sonra Hz. Ömer’in teklifiyle Hz. Ebu Bekir(r.a) döneminde yapılmıştır. Peygamberin vefatının üzerinden henüz altı ay geçmişti. Görülen lüzum üzerine Hz. Ömer teklif etmiş, Ebu Bekir de uygun görerek Zeyd bin Sabit’e bu görevi vermişti. Zeyd’in kendisi peygamberden dinleyerek Kur’an’ın tamamını ezberleyen bir hafızdı. Kur’an’ı iki kapak arasına alırken halktan, yanında Kur’an ayetleri diye yazılanlarını getirmelerini istemeleri, elde yazılı metin olmadığı için değil, toplumsal kabulün ve sükunetin itirazsız temini içindir. İnsanlar ellerinde bulunanı iki şahitle arz edecek durumda olmayınca elinde bulunan metnin Kur’an olmadığı anlaşıldığından söyleyecek sözü kalmıyordu. Yüzlerce Kur’an hafızından, Kur’an iki kapak arasına alınıp takdim edildikten sonra herhangi bir itiraz söz konusu olmamıştır. Bu nedenle Kur’an’da her hangi bir eksiklik söz konusu değildir.

Bu olayın bir boyutu iken diğer boyutu ise, İlk Müslümanların ve Peygamber (a.s) en yakın dava arkadaşlarının, Din ve Kitap konusundaki hassasiyet ve duyarlılıklarıdır. Bu insanlar Allah rızası için dinlerini değiştirip yurtlarını ve yakınlarını terk etmiş; mallarını ve canlarını Allah’a adamış idiler. Allah’ın kitabını koruma konusundaki hassasiyetleri ise her şeyin üstünde idi. Bunu bu insanlar yapmaz ise kimden bekleyebiliriz? Bu vasfa onlardan daha layık kim olabilir? Tarihin kaydettiği bu şerefli görevi layıkıyla yerine getirdiklerine inanıyoruz. Onlar bu hassasiyeti gösterdikleri için aradan geçen bunca zamana rağmen Kur’an’ın metni bozulmadan bize kadar ulaşmıştır. Dünyanın her noktasındaki Kur’an birbirinin aynı olma vasfını korumuştur. Meal ve tefsirlerdeki farklılıklar Kur’an’daki farklılıklar değil; O’nu yazan insanlardaki anlayış farklılıklarıdır. Bu da sahibinden başkasını bağlayıcı değildir. Bu nedenle eksik, fazla, farklı Kur’an yok, Kur’an’ı farklı anlayanlar vardır. Bu anlayışların sahibi olanlardan ve sahiplenenlerden Allah hesabını elbette soracaktır.

Bunların ötesinde Allah tüm insanlığı sorumlu tutacağını buyurduğu (43/43) kitabını aslına uygun insanlığa takdim etmemiş olsa idi, insanları neye göre sorumlu tutacaktı? Bu nedenle “peygamber göndermediğimiz kavme azabetmeyiz” “nereden bilelim demeyesiniz diye bu kitabı (kıyamete) kadar aranızda tutacağız” buyurmuştur. Bize de buna inanmak düşer diyoruz…

Medine, Suudi Arabistan Emre Çetin 2021

Haccın Gerçek manası Tevhid yazımı okumak için tıklayınız…

Haccın Gerçek Manası TEVHİD 2021

yorum Yap
PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com